Hikaye kapısını açmak için elektronik bileşenleri doğru görsellerle eşleştirin.
Bulutlu, puslu bir akşamüstü Eli’yle devre kartları, yanıp sönen ışıklar ve rengârenk kablolarla dolu olan Devre Laboratuvarı’na girdik. Profesör Poki laboratuvarın ortasında duruyordu. Gözlüğünü düzelterek, “Devre Laboratuvarı’na hoş geldiniz!” dedi. “Bugün beraber programlama ve devrelerin nasıl çalıştığını keşfedeceğiz!”
Gözlerim kocaman açıldı, Eli ise cıvıldayarak, “Neler yapabiliriz?” diye sordu. Poki gülümsedi ve üzerinde aletler, küçük bir devre tahtası ve LED ışıklar bulunan masayı işaret etti. Sonra da şöyle dedi “Basit bir şeyle başlayalım. Işıkları açıp kapatmaya yarayan bir program yapmaya ne dersiniz?”
Profesör Poki, Eli ve beni çalışma tezgâhına yönlendirdi. Tezgâhın üzerinde LED ışıklar, küçük bir devre kartı, kablolar ve bir bilgisayar vardı. “Önce, ışıkları devre tahtasına bağlayacağız,” diye açıkladı.
Küçük bir LED ışık aldım, Poki bana onu devre tahtasına nasıl takacağımı gösterdi. Işığı dikkatlice yerleştirdim, kendimi hassas bir ameliyat yapan cerrah gibi hissediyordum. Poki, “Bu tahta, elektriğin devre boyunca akmasını sağlar” dedi. “Fakat onu kontrol edebilmek için bir program yazmamız gerekiyor.”
Bilgisayarda bir programlama aracı açtı. Ekranı dolduran kod satırları gizemli ama bir o kadar da merak uyandırıcıydı. Ekranı işaret ederek “İşte kod” dedi. “Bu program devreye ışığın ne zaman yanıp ne zaman söneceğini söylüyor.”
Komutları okumak için yaklaştım. Bir kod satırını işaret ederek “Bu kısım ne işe yarıyor?” diye sordum. Poki açıkladı: “Bu bir döngü. Işığın açma ve kapama komutlarını tekrar eder.” Eli masanın üzerine sıçrayarak “Yani ışık programı mı takip ediyor?” diye sordu.
Profesör Poki hızlı hızlı tuşlara basarken “Kesinlikle!” diye cevap verdi. “Şimdi kodu devre kartına yükleyelim.” Program çalışırken ışık yanıp söndü. Sevinçle ellerimi çırptım. “Çalışıyor!” diye bağırdım. “Bu harika!” Profesör Poki başıyla beni onaylayarak ekledi “Ama devreler çok daha fazlasını yapabilir. Haydi, bir de sensör eklemeyi deneyelim.”
Poki bana küçük bir sıcaklık sensörü uzattı. “Bu minik cihaz sıcaklığı ölçebilir” diye açıkladı. “Eğer çok ısınırsa alarmı çalıştıracak şekilde programlayacağız.” Sensörü dikkatlice devre tahtasına bağladım, Poki de bana kodu nasıl değiştireceğimi gösterdi. Programın içine komutu yazarken “Sıcaklık 30 dereceyi aşarsa alarm çalacak” şeklinde belirtti.
Programı çalıştırdım ama hiçbir şey olmadı. Canım sıkıldı. “Neden çalışmıyor ki?” diye sordum. Profesör Poki gözlüğünü düzelterek devreyi inceledi. “Hmm, görünüşe göre topraklama kablosunu bağlamayı unutmuşuz” dedi. “O olmadan devre tamamlanamaz.” Bağlantıyı hızlıca düzelttim ve tekrar denedik. Bu kez sensör Poki’nin elinden gelen ısıyı algıladığında alarm yüksek sesle ötmeye başladı. “Şimdi çalışıyor!” diye haykırdım. Eli gürültüden ürküp kanatlarını çırptı. “Bu çok gürültülü!” diye cıvıldadı. Poki güldü. “Zaten amacı bu! Sonuçta bu bir alarm.”
Alarm çalışırken, Poki bir özellik daha eklemeyi önerdi. “Devreyi sıcaklığı kaydedecek şekilde programlayalım. Bunun için bir bellek çipi ekleyeceğiz,” dedi. O beni yönlendirince ben de Profesör Poki’nin talimatlarını takip ettim ve küçük bir bellek çipini devre tahtasına yerleştirdim. Eli, omzumda dengede durarak dikkatle izliyordu.
Birlikte, sıcaklık ölçümlerini her dakika kaydedecek kodu yazdık. Sayılar bilgisayar ekranında akmaya başladı. Poki bu kayıtları göstererek “Artık zaman içindeki sıcaklığı görebiliyoruz” diye vurguladı. Eli de ona “Yani şimdi gerçek veri topluyoruz!” dedi. Programı çalıştırdım ve verilerin ekranda belirmesini izledim. “Bu harika” dedim. “Gerçek mühendisler gibiyiz!” Eli heyecanla “Bilim ve teknoloji gerçekten inanılmaz!” diye cıvıldadı.
Profesör Poki durumdan hoşnut bir şekilde gülümsedi. “Devrelerin ve programlamanın nasıl birlikte çalıştığını öğrendiniz” dedi. Ben hem heyecanlanmış hem de meraklanmış şekilde “Devrelerle daha fazla cihaz yapmak istiyorum! Başka neler yapabiliriz?” diye sordum. Poki, sensörler ve parçalarla dolu rafları işaret etti. “Renk değiştiren ışıklar, bitkileri sulayan makineler, hatta robotlar bile yapabiliriz!” Eli ile ben birbirimize baktık. Devre Laboratuvarı, teknolojik maceramızın sadece başlangıcıydı ve daha fazlasını keşfetmek için sabırsızlanıyorduk.
Bakalım bugünkü macerasından neler hatırlıyorsunuz!