Keşfetmeye hazırlanalım! Laboratuvara girmeden önce araçları kullanım alanlarıyla eşleştir.
Eli’yle Profesör Poki’nin laboratuvarına geldik. Yeni geliştirdiği aletler ve cihazları görmek için sabırsızlanıyorduk. Profesör Poki’nin laboratuvarı rengârenk makinelerle ve sıra dışı icatlarla doluydu. Duvarlar kitap ve alet dolu raflarla kaplıydı. Makinelerin uğultusu ve ekranların ışıltısı, laboratuvarı canlandırmıştı.
“Eli, şuraya bak! Burası tam bir bilim cenneti!” dedim, sesim kalabalık odada yankılanırken. Eli gülümsedi: “Profesör Poki bizi her zaman yeni bir keşifle şaşırtır. Hadi bugün ne üzerinde çalıştığını öğrenelim.” Profesör Poki’yi her zamanki gibi uyumsuz çorapları ve cepleri tıka basa dolu laboratuvar önlüğüyle tabletinde bir şeyler ayarlarken bulduk. Gözlüklerinin köşeleri bantlıydı ve sürekli burnundan kayıyordu.
Gülümseyerek, “Ah, Riri ve Eli! Geldiğinize çok sevindim. Bugün size teknolojinin hayatı nasıl kolaylaştırabileceğini göstermek istiyorum,” dedi. Tam o sırada, ceplerinden biri dolup taştığı için küçük bir alet yere düştü. “Hay aksi! Çok şey var galiba!” diyerek güldü.
O esnada gökyüzü karardı ve dışarıdan gök gürültüsü duyuldu. “Görünüşe göre fırtına yaklaşıyor,” dedi Eli, sesi hafif endişeliydi. Biraz sonra, lambalar titredi ve tamamen söndü. “Hayır ya, elektrik kesildi!” diye bağırdım.
Eli telefonuna baktı ama yüzü asıldı. “Sinyal de yok. Yardım da çağıramıyoruz.” Profesör Poki’nin saçları loş ışıkta iyice kabarmış gibiydi. “Harika zamanlama! Bu tam da teknolojinin acil durumlarda nasıl işe yaradığını göstermek için müthiş bir fırsat!” dedi.
Bizi alet edevatla dolu laboratuvarın bir köşesine götürdü. “İlk olarak, ışık!” diyerek ceketinin içinden şarjlı bir fener çıkardı. Yanlışlıkla stroboskop modunu açtı ve laboratuvar bir anda disko gibi yanıp sönmeye başladı. “Ayy! Yanlış tuş,” diyerek güldü ve sonunda sabit ışık moduna geçirdi. “Vay canına, bu harika!” dedim.
Fener odanın içini aydınlatınca kendimizi daha güvende hissettik. Ama rüzgâr uğuldamaya devam etti ve yağmur camlara çok sert vuruyordu. “Ya fırtına uzun sürerse? Sadece ışık yetmez,” dedi Eli. Profesör Poki, havalı bir sunucuyu taklit ederek şık bir buzdolabını gösterdi. “Bu buzdolabının yedek aküsü var. Elektrik kesilse bile yiyecekleri soğuk tutabilir. Çalışıyor mu bi bakalım” dedi.
Kapağı açtı — içinde dünden kalan tek bir dilim pizza vardı. “İşte asıl ihtiyaç!” diyerek şaka yaptı. Soğuk hava hâlâ çalıştığını kanıtlıyordu. Ben de sordum: “Peki ya dış dünyayla iletişim? Fırtınanın ne zaman durduğunu nasıl bileceğiz?” Profesör Poki, ceketinden neredeyse düşüreceği bir mobil internet cihazı çıkardı.
“Bu cihaz cep verisiyle çalışır. Elektrik olmasa bile internete girip gelişmeleri takip edebiliriz.” Eli ve ben internete bağlanmayı denedik. Cihaz çalışıyordu; hava durumunu ve diğer haberleri kontrol ettik.
Tam rahatladığımız sırada dışarıdan büyük bir gürültü geldi. Bir ağaç devrilmiş ve yolu kapatmıştı. “Burada sıkışıp kaldık!” diye bağırdım panikle. “Ama şimdi yardım nasıl gelecek?” Profesör Poki yılmadan bir GPS takip cihazı çıkardı. “Korkmayın! Bu cihazla acil yardım isteyebiliriz. Uzak yerlere bile konumumuzu gönderir.”
Yanlışlıkla yere düşürdü ama hızla alıp gülümseyerek toparlandı. Eli düğmeye bastı ve birkaç dakika sonra yardımın yolda olduğuna dair bir mesaj geldi.
Yardım gelene kadar Profesör Poki konuşmaya devam etti: “Teknoloji bize zaman ve enerji kazandırır, böylece başka önemli şeylere odaklanabiliriz. Ama bunun gibi acil durumlarda da hayat kurtarıcı olabilir.” O sırada elindeki robot süpürgeyi kurcalarken yanlışlıkla çalıştırdı. Süpürge bir anda hareketlenip bacaklarına çarptı. “Hey! Sakin ol dostum!” diyerek güldü.
Robot süpürge laboratuvarda biriken ufak döküntüleri temizlemeye başladı. Akıllı fırın, tablete bir dokunuşla ön ısıtma moduna geçti. Profesör Poki ellerini bir orkestra şefi gibi sallıyordu. Bu cihazların günlük işleri ne kadar kolaylaştırabildiğini görünce hayran kaldık.
GPS takip cihazı sayesinde yardım kısa sürede geldi. Devrilen ağaç kaldırıldı, elektrik yeniden sağlandı. Gülümseyerek, “Teşekkür ederim Profesör Poki. Teknolojinin bu kadar fark yaratabileceğini hiç düşünmemiştim,” dedim. Eli başını salladı: “Evet, ama teknolojiyi akıllıca ve sorumlu şekilde kullanmak da çok önemli.”
Profesör Poki, elinde dengesizce kitap yığını taşırken gözlüğünü düzeltti: “Aynen öyle. Teknoloji bir araçtır. Doğru kullanıldığında hayatımızı güzelleştirir, zorluklarda bize yardımcı olur.” Sonra ayağı takıldı ama düşmeden kendini toparladı ve gülümsedi: “Ve hayatı eğlenceli kılar!”
Öğrendiklerini test etme zamanı! Her soru için doğru cevabı seç.